yemek tarifleri, oktay usta, resimli yemek tarifleri, yemek tarifi yemek tarifleri, oktay usta, resimli yemek tarifleri, yemek tarifi, Ahmet Maranki Tavsiyeleri http://yemektariflerim.diniegitim.net/index.php 2010-09-09T02:49:22Z Joomla! 1.5 - Open Source Content Management FAYDALI BESİNLER 2010-02-02T08:31:14Z 2010-02-02T08:31:14Z http://yemektariflerim.diniegitim.net/makaleler/177--faydali-besnler.html Administrator webiletisim29@gmail.com <p>"Demir ve kalsiyum zengini; Bakla",<br />"Sivilceye elma sirkesi", <br />"Güzellik için lahana", <br />"Kuşkonmaz kansızlığı önlüyor", <br />"Kansere çilekle 'dur' deyin!"</p> <p><strong><img width="164" src="images/stories/bakla.jpg" alt="bakla" height="160" style="float: left; margin: 5px;" />Demir ve kalsiyum zengini; Bakla</strong><br />Bakla sindirimi kolay ve çok besleyici bir sebzedir. Tanelerinde bol miktarda azot ve nişasta vardır. Baklagillere adını veren bu sebze, zengin bitkisel protein ve karbonhidrat içerir. Demir ve kalsiyum mineralleri açısından da zengin olan baklada A, C, B ve B2 vitaminleri de bulunuyor. <br />Bakla idrar yollarını temizler, bağırsak parazitlerini düşürür. Şeker hastalarında ise kan şekerini düşürücü bir etkiye sahiptir.</p> <p><strong>Sivilceye elma sirkesi</strong><br />Elma sirkesinin bileşiminde kalsiyum, potasyum, magnezyum, sodyum, fosfor, silisyum, A vitamini, Beta caroten, B1, B2, ve B6 vitaminleri, C vitamini, sirke asitleri, meyve asitleri, pektin ve doğal aroma maddeleri bulunur. Bedenimizi içten ve dıştan tedavi etme özelliğine sahip, olağanüstü bir ilaçtır. Kabızlık, hemoroid, ergenlik sivilcesi, gaz, şişkinlik, yüksek kolesterol, varis, grip ve nezleye karşı etkilidir. Ayrıca derimizin asidik koruma örtüsünün güçlendirilmesinde önemi büyüktür.</p> <p><strong>Güzellik için lahana</strong><br />B, C, E vitamini ve potasyum açısından zengin olan lahana mide ve bağırsakların iç yüzeyini koruyarak, oralardaki yaraların iyileşmesini sağlar. İçeriğindeki kükürt ile kanı temizleyip cildi güzelleştirdiği, idrar söktürdüğü, vücuttaki suyu ve zehirli maddeleri idrarla dışarı attığı biliniyor. İçerdiği selenyum ile yaşlanmayı önleyici ve kalp krizine karşı koruyucu özelliği de bulunuyor. Kansere karşı etkili olduğu bilinen sebzelerin başında gelir. Özellikle meme ve rahim kanserine karşı etkilidir. Kandaki şeker miktarını düşürür, şeker hastalarının sıklıkla yemeleri gereken bir besindir.</p> <p><strong>Kuşkonmaz, kansızlığı önlüyor</strong><br />A, B1 ve C vitaminleri açısından zengin olan kuşkonmazın terlemeyi sağlayarak gözeneklerin açılmasını, vücudun fazla suyunun atılmasını, kansızlık ve gribi önleyici, romatizmal hastalıkları giderici, solunum yolu, karaciğer, böbrek ve mesane hastalıklarını tedavi edici özelliği bulunmakta. Kuşkonmaz ayrıca kalp çarpıntısına iyi gelir. Osteoporozu önlemeye katkıda bulunur. Antistres hormonların oluşmasına ve kanseri önlemeye yardımcı olan kuşkonmaz bağışıklık sistemini güçlendirir. Ama çiğ olarak yenilirse alerji yapabilir, böbrek taşı ve kumu olanlarda rahatsızlık verebilir.</p> <p><strong><img width="221" src="images/stories/strawberry.jpg" alt="strawberry" height="201" style="float: left; margin: 5px;" />Kansere çilekle "dur" deyin!</strong><br />C vitamini bakımından zengindir. Sindirimi kolaylaştırır. Yüksek oranda allejik asit içerdiğinden kanseri önler. Önemli miktarda A, B vitamini ile kalsiyum, demir, fosfor gibi mineraller içerir. Çilek, 1 yıla kadar dondurularak saklanabilir. Bunun için çilekleri önce buzlu suda yıkamalı, sonra saplarını çıkarmalısınız. Daha sonra kâğıt havluyla iyice kurulayıp havası alınmış bir kapta dondurucuya yerleştirmelisiniz.<br />&nbsp;<br /><strong>'Bağışıklık sistemi için çinko şart!', 'Yemeklere tarçın'...</strong></p> <p><strong>Balda yok yok!</strong><br />A, B, E ve K vitaminleri içeren balda kalsiyum, fosfor, demir, magnezyum, potasyum, iyot gibi mineraller de vardır. Kabızlığa, uykusuzluğa, sinir gerginliğine, kalp çarpıntılarına karşı bire birdir. Gastrit ve mide ülserinde, sindirim sistemi bozukluklarında, damar sertliğine olumlu etkisi vardır.</p> <p><strong>Rokayı sofranızdan eksik etmeyin!</strong><br />P ve K mineralleri içeren roka, mide ve karaciğer dostu olarak biliniyor. Kansızlığı gideren roka, hazmı kolaylaştırıyor, böbrekleri çalıştırıyor, idrar söktürüyor.</p> <p><strong>Lahana ailesinin her üyesi kanser kalkanı</strong> <br />Lahanagiller ailesinin üyeleri, (brokoli, brüksel lahanası, karnabahar, beyaz ve karalahana) içerdikleri glukosinolat ve isothiosiyanat maddeleri ile kalp hastalıklarına ve kansere karşı koruyucudur.</p> <p><strong>Bitki çayı nasıl yapılır?</strong><br />Porselen demliğe önce çay yapacağınız bitkiyi koyun ve üzerine su ekleyin. Ancak taze kaynatılmış ve klorsuz su kullanının. Kaynatılan suyu 1 -2 dakika dinlendirin. Çayın demlenmesi için 2-5 dakika yeterlidir. Kök bitkilerden çay yapacağınız zaman, aynı miktarda su ve bitkiyi birlikte kaynatın.</p> <p><strong>Selenyum'un fazlası zarar</strong><br />Maya, tam tahıllı ürünler, yumurta, patates ve deniz ürünleri tüketerek bol miktarda selenyum alabilirsiniz. Vücudu kanserden koruyan selenyum, damarlarda pıhtılaşma riskini düşürür. Ayrıca HDL kolesterolün LDL kolesterole oranını artırarak da kalp sağlığını korur. Yüksek oranda alınırsa ishal, saç dökülmesi, tırnak kırılmasına yol açabilir.</p> <p><strong>Ayçekirdeği E vitamini deposu</strong><br />Ayçekirdeği iyi bir E vitamini kaynağıdır. Kolesterolü düşürür, damar sertliğini giderir. Yağ ve proteini en kaliteli türdendir. Beyin gücüyle çalışanların ve çocukların günde 50 gram yemesi tavsiye edilir. Hormonların dengeli çalışmasını sağlar. Kalp ve sinir hastalıklarını önler.</p> <p><strong>Âdet ağrılarına E vitamini</strong><br />Kalp hastalıklarına karşı koruyucu özelliği bulunan E vitamini, kadınların en büyük kâbusu olan regl (âdet) öncesi sancıları da önler. E vitamininin, özellikle mensturasyon öncesi alımı öneriliyor.</p> <p><strong>Bağışıklık sistemi için çinko şart</strong><br />Sürekli bir hava değişikliği yaşadığımız şu son günlerde güçlü bir bağışıklık sistemi için çinko minerali çok önemli. Çinko; peynir, yumurta, mısır, Brüksel lahanası ve brokolide bulunmaktadır.</p> <p><strong>Yemeklere tarçın</strong><br />Bilim adamları, yemeklere eklenen az miktarda tarçının, kandaki şeker düzeyini belirgin şekilde düşürdüğünü söylüyor. Diabetes Care dergisinde yayımlanan habere göre, çaya atılan bir tarçın kabuğu bile, şeker hastalarının insülin değerlerini düzenlemeye yetiyor.<br />&nbsp;<br /><strong>ÇİKOLATA</strong>&nbsp;</p> <p>Karşı konulmaz bir tat olan çikolata, sağlık için gerekli birçok minerali (kalsiyum, fosfor, magnezyum, demir, çinko, bakır) içerir.</p> <p>Çikolata polifenol diye adlandırılan ve antioksidan olan bileşim dizileriyle doludur. Kanın akışkanlığını artırır, damarları açar, metabolizmanın ürettiği kalp hastalıkları ve kansere yol açan zararlı moleküllerle savaşma gücünü artırır. Duygusal anlamda da kendimizi iyi hissetmemizi sağlayan beyindeki seratonin hormonu seviyesini artırır ve mutluluk hissi verir. Aynı zamanda içeriğindeki kafein nedeniyle uyarıcı ve keyif vericidir. Ancak yine de, yapısındaki yüksek şeker ve kalori göz ardı edilmemeli, çikolata tüketimi konusunda da aşırıya kaçılmamalı ve sağlıklı beslenmenin en önemli koşullarından birinin bu olduğu asla unutulmamalıdır.&nbsp;&nbsp;<br />&nbsp;<br /><strong>Bir vitamin hazinesi: "Balık"</strong></p> <p>İçerdiği vitaminler, minerallerle sofraların kralı balığı ne yazık ki yeterince tüketmiyoruz.<br />Her zaman söylenir: "Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkeyiz, balığımız bol ve çeşitlidir" diye. Hatta çoğumuz "denizden babam çıksa yerim" diyecek kadar deniz ürünlerine düşkünlüğünü belirtir. Ancak istatistikler bizi yalancı çıkarıyor. Çünkü Türkiye'de balık tüketimi son derece az. Tabii gerçekten balık tutkunu olup da yeterince tüketenlere bir sözümüz yok. Kırmızı etten daha çok proteine sahip olan balık az oranda yağ barındırıyor. Üstelik balıktaki yağ, diğer yağlardan daha faydalı. Daha da önemlisi kırmızı etlerden alınan proteinin tümü vücut tarafından kullanılmıyor ama balıktaki protein ve yağın hemen hepsi metabolizmaya dahil oluyor. Az karbonhidrat bol fosfor Balıkta karbonhidrat ve nişasta oranı çok düşük. Bu da onu diyet yiyeceklerinin başına koyuyor. Özellikle kolesterol sorunu olanlar için iyi bir besin kaynağı.</p> <p>Fosfor, kalsiyum, iyot ve vitamin zengini balık A, B1, B2 ve D vitaminlerini içeriyor. <br />&nbsp;<br />Kemiklerin gelişiminde, büyümesinde D vitamini gereksinimi çok fazla. Balıkların lezzeti ve besin değeri bakımından uygun zamanlarda tüketilmesi önemli. Hamsinin en lezzetli ve yağlı olduğu dönem ekim - şubat ayları arası. Kalkan, bütün sene yenebiliyor ama şubat mayıs aylarında çok daha lezzetli. Kefal için ideal dönem kış ve ilkbahar mevsimi. Mezgit, sonbahardan ilkbaharın ilk aylarına kadar&nbsp;olgun zamanında.</p> <p><strong>Peki balığın tazesini nasıl anlayacağız? <br /></strong>&nbsp;<br />Öncelikle gözler saydam, parlak ve içeriye çökmemiş, solungaçlar parlak kırmızı renkte olmalı, balık suya bırakıldığında dibe çökmemeli, pulları parlak ve gergin olmalı. Elinize aldığınızda kuyruğu sert durmalı, parmakla bastırdığınızda bir çukur oluşmamalı<br />&nbsp;<br /><strong>SAĞLIKLI BİR YAŞAM DİLİYORUM</strong></p> <p><strong>alıntıdır.</strong></p> <p>"Demir ve kalsiyum zengini; Bakla",<br />"Sivilceye elma sirkesi", <br />"Güzellik için lahana", <br />"Kuşkonmaz kansızlığı önlüyor", <br />"Kansere çilekle 'dur' deyin!"</p> <p><strong><img width="164" src="images/stories/bakla.jpg" alt="bakla" height="160" style="float: left; margin: 5px;" />Demir ve kalsiyum zengini; Bakla</strong><br />Bakla sindirimi kolay ve çok besleyici bir sebzedir. Tanelerinde bol miktarda azot ve nişasta vardır. Baklagillere adını veren bu sebze, zengin bitkisel protein ve karbonhidrat içerir. Demir ve kalsiyum mineralleri açısından da zengin olan baklada A, C, B ve B2 vitaminleri de bulunuyor. <br />Bakla idrar yollarını temizler, bağırsak parazitlerini düşürür. Şeker hastalarında ise kan şekerini düşürücü bir etkiye sahiptir.</p> <p><strong>Sivilceye elma sirkesi</strong><br />Elma sirkesinin bileşiminde kalsiyum, potasyum, magnezyum, sodyum, fosfor, silisyum, A vitamini, Beta caroten, B1, B2, ve B6 vitaminleri, C vitamini, sirke asitleri, meyve asitleri, pektin ve doğal aroma maddeleri bulunur. Bedenimizi içten ve dıştan tedavi etme özelliğine sahip, olağanüstü bir ilaçtır. Kabızlık, hemoroid, ergenlik sivilcesi, gaz, şişkinlik, yüksek kolesterol, varis, grip ve nezleye karşı etkilidir. Ayrıca derimizin asidik koruma örtüsünün güçlendirilmesinde önemi büyüktür.</p> <p><strong>Güzellik için lahana</strong><br />B, C, E vitamini ve potasyum açısından zengin olan lahana mide ve bağırsakların iç yüzeyini koruyarak, oralardaki yaraların iyileşmesini sağlar. İçeriğindeki kükürt ile kanı temizleyip cildi güzelleştirdiği, idrar söktürdüğü, vücuttaki suyu ve zehirli maddeleri idrarla dışarı attığı biliniyor. İçerdiği selenyum ile yaşlanmayı önleyici ve kalp krizine karşı koruyucu özelliği de bulunuyor. Kansere karşı etkili olduğu bilinen sebzelerin başında gelir. Özellikle meme ve rahim kanserine karşı etkilidir. Kandaki şeker miktarını düşürür, şeker hastalarının sıklıkla yemeleri gereken bir besindir.</p> <p><strong>Kuşkonmaz, kansızlığı önlüyor</strong><br />A, B1 ve C vitaminleri açısından zengin olan kuşkonmazın terlemeyi sağlayarak gözeneklerin açılmasını, vücudun fazla suyunun atılmasını, kansızlık ve gribi önleyici, romatizmal hastalıkları giderici, solunum yolu, karaciğer, böbrek ve mesane hastalıklarını tedavi edici özelliği bulunmakta. Kuşkonmaz ayrıca kalp çarpıntısına iyi gelir. Osteoporozu önlemeye katkıda bulunur. Antistres hormonların oluşmasına ve kanseri önlemeye yardımcı olan kuşkonmaz bağışıklık sistemini güçlendirir. Ama çiğ olarak yenilirse alerji yapabilir, böbrek taşı ve kumu olanlarda rahatsızlık verebilir.</p> <p><strong><img width="221" src="images/stories/strawberry.jpg" alt="strawberry" height="201" style="float: left; margin: 5px;" />Kansere çilekle "dur" deyin!</strong><br />C vitamini bakımından zengindir. Sindirimi kolaylaştırır. Yüksek oranda allejik asit içerdiğinden kanseri önler. Önemli miktarda A, B vitamini ile kalsiyum, demir, fosfor gibi mineraller içerir. Çilek, 1 yıla kadar dondurularak saklanabilir. Bunun için çilekleri önce buzlu suda yıkamalı, sonra saplarını çıkarmalısınız. Daha sonra kâğıt havluyla iyice kurulayıp havası alınmış bir kapta dondurucuya yerleştirmelisiniz.<br />&nbsp;<br /><strong>'Bağışıklık sistemi için çinko şart!', 'Yemeklere tarçın'...</strong></p> <p><strong>Balda yok yok!</strong><br />A, B, E ve K vitaminleri içeren balda kalsiyum, fosfor, demir, magnezyum, potasyum, iyot gibi mineraller de vardır. Kabızlığa, uykusuzluğa, sinir gerginliğine, kalp çarpıntılarına karşı bire birdir. Gastrit ve mide ülserinde, sindirim sistemi bozukluklarında, damar sertliğine olumlu etkisi vardır.</p> <p><strong>Rokayı sofranızdan eksik etmeyin!</strong><br />P ve K mineralleri içeren roka, mide ve karaciğer dostu olarak biliniyor. Kansızlığı gideren roka, hazmı kolaylaştırıyor, böbrekleri çalıştırıyor, idrar söktürüyor.</p> <p><strong>Lahana ailesinin her üyesi kanser kalkanı</strong> <br />Lahanagiller ailesinin üyeleri, (brokoli, brüksel lahanası, karnabahar, beyaz ve karalahana) içerdikleri glukosinolat ve isothiosiyanat maddeleri ile kalp hastalıklarına ve kansere karşı koruyucudur.</p> <p><strong>Bitki çayı nasıl yapılır?</strong><br />Porselen demliğe önce çay yapacağınız bitkiyi koyun ve üzerine su ekleyin. Ancak taze kaynatılmış ve klorsuz su kullanının. Kaynatılan suyu 1 -2 dakika dinlendirin. Çayın demlenmesi için 2-5 dakika yeterlidir. Kök bitkilerden çay yapacağınız zaman, aynı miktarda su ve bitkiyi birlikte kaynatın.</p> <p><strong>Selenyum'un fazlası zarar</strong><br />Maya, tam tahıllı ürünler, yumurta, patates ve deniz ürünleri tüketerek bol miktarda selenyum alabilirsiniz. Vücudu kanserden koruyan selenyum, damarlarda pıhtılaşma riskini düşürür. Ayrıca HDL kolesterolün LDL kolesterole oranını artırarak da kalp sağlığını korur. Yüksek oranda alınırsa ishal, saç dökülmesi, tırnak kırılmasına yol açabilir.</p> <p><strong>Ayçekirdeği E vitamini deposu</strong><br />Ayçekirdeği iyi bir E vitamini kaynağıdır. Kolesterolü düşürür, damar sertliğini giderir. Yağ ve proteini en kaliteli türdendir. Beyin gücüyle çalışanların ve çocukların günde 50 gram yemesi tavsiye edilir. Hormonların dengeli çalışmasını sağlar. Kalp ve sinir hastalıklarını önler.</p> <p><strong>Âdet ağrılarına E vitamini</strong><br />Kalp hastalıklarına karşı koruyucu özelliği bulunan E vitamini, kadınların en büyük kâbusu olan regl (âdet) öncesi sancıları da önler. E vitamininin, özellikle mensturasyon öncesi alımı öneriliyor.</p> <p><strong>Bağışıklık sistemi için çinko şart</strong><br />Sürekli bir hava değişikliği yaşadığımız şu son günlerde güçlü bir bağışıklık sistemi için çinko minerali çok önemli. Çinko; peynir, yumurta, mısır, Brüksel lahanası ve brokolide bulunmaktadır.</p> <p><strong>Yemeklere tarçın</strong><br />Bilim adamları, yemeklere eklenen az miktarda tarçının, kandaki şeker düzeyini belirgin şekilde düşürdüğünü söylüyor. Diabetes Care dergisinde yayımlanan habere göre, çaya atılan bir tarçın kabuğu bile, şeker hastalarının insülin değerlerini düzenlemeye yetiyor.<br />&nbsp;<br /><strong>ÇİKOLATA</strong>&nbsp;</p> <p>Karşı konulmaz bir tat olan çikolata, sağlık için gerekli birçok minerali (kalsiyum, fosfor, magnezyum, demir, çinko, bakır) içerir.</p> <p>Çikolata polifenol diye adlandırılan ve antioksidan olan bileşim dizileriyle doludur. Kanın akışkanlığını artırır, damarları açar, metabolizmanın ürettiği kalp hastalıkları ve kansere yol açan zararlı moleküllerle savaşma gücünü artırır. Duygusal anlamda da kendimizi iyi hissetmemizi sağlayan beyindeki seratonin hormonu seviyesini artırır ve mutluluk hissi verir. Aynı zamanda içeriğindeki kafein nedeniyle uyarıcı ve keyif vericidir. Ancak yine de, yapısındaki yüksek şeker ve kalori göz ardı edilmemeli, çikolata tüketimi konusunda da aşırıya kaçılmamalı ve sağlıklı beslenmenin en önemli koşullarından birinin bu olduğu asla unutulmamalıdır.&nbsp;&nbsp;<br />&nbsp;<br /><strong>Bir vitamin hazinesi: "Balık"</strong></p> <p>İçerdiği vitaminler, minerallerle sofraların kralı balığı ne yazık ki yeterince tüketmiyoruz.<br />Her zaman söylenir: "Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkeyiz, balığımız bol ve çeşitlidir" diye. Hatta çoğumuz "denizden babam çıksa yerim" diyecek kadar deniz ürünlerine düşkünlüğünü belirtir. Ancak istatistikler bizi yalancı çıkarıyor. Çünkü Türkiye'de balık tüketimi son derece az. Tabii gerçekten balık tutkunu olup da yeterince tüketenlere bir sözümüz yok. Kırmızı etten daha çok proteine sahip olan balık az oranda yağ barındırıyor. Üstelik balıktaki yağ, diğer yağlardan daha faydalı. Daha da önemlisi kırmızı etlerden alınan proteinin tümü vücut tarafından kullanılmıyor ama balıktaki protein ve yağın hemen hepsi metabolizmaya dahil oluyor. Az karbonhidrat bol fosfor Balıkta karbonhidrat ve nişasta oranı çok düşük. Bu da onu diyet yiyeceklerinin başına koyuyor. Özellikle kolesterol sorunu olanlar için iyi bir besin kaynağı.</p> <p>Fosfor, kalsiyum, iyot ve vitamin zengini balık A, B1, B2 ve D vitaminlerini içeriyor. <br />&nbsp;<br />Kemiklerin gelişiminde, büyümesinde D vitamini gereksinimi çok fazla. Balıkların lezzeti ve besin değeri bakımından uygun zamanlarda tüketilmesi önemli. Hamsinin en lezzetli ve yağlı olduğu dönem ekim - şubat ayları arası. Kalkan, bütün sene yenebiliyor ama şubat mayıs aylarında çok daha lezzetli. Kefal için ideal dönem kış ve ilkbahar mevsimi. Mezgit, sonbahardan ilkbaharın ilk aylarına kadar&nbsp;olgun zamanında.</p> <p><strong>Peki balığın tazesini nasıl anlayacağız? <br /></strong>&nbsp;<br />Öncelikle gözler saydam, parlak ve içeriye çökmemiş, solungaçlar parlak kırmızı renkte olmalı, balık suya bırakıldığında dibe çökmemeli, pulları parlak ve gergin olmalı. Elinize aldığınızda kuyruğu sert durmalı, parmakla bastırdığınızda bir çukur oluşmamalı<br />&nbsp;<br /><strong>SAĞLIKLI BİR YAŞAM DİLİYORUM</strong></p> <p><strong>alıntıdır.</strong></p> Oktay Usta'dan mutfakta iktisadın püf noktaları 2010-01-19T06:58:04Z 2010-01-19T06:58:04Z http://yemektariflerim.diniegitim.net/makaleler/176-oktay-ustadan-mutfakta-iktisadn-puf-noktalar.html Administrator webiletisim29@gmail.com <strong>Mutfakta israfı önlemenin yolları.</strong><br />Buzdolabında günlerdir pişirilmeyi beklediği için porsuyup çürüyen sebzeler, iyi saklanamayan ve nice zamandır sofraya çıkmak için sıra bekleyen bakliyat çeşitleri, dolaba koymayı unuttuğumuz tencere yemekleri, bayatlamış ekmekler, sararmış yeşillikler...<br /><br />Plansız yapılan alışverişler yüzünden çöpe giden her yiyecek, mutfak bütçesinin kara delikleridir. Özellikle semt pazarlarından haftalık yapılan alışverişlerde çabuk bozulma ihtimali olan ve ihtiyaçtan fazla alman sebze ve meyveler israf olabiliyor. Mutfak harcamalarını dengede tutmak ve kayıpların önüne geçmek için doğru alışveriş ve saklama yöntemlerinin ipuçlarını, Samanyolu Televizyonu'nda Yeşil Elma programını sunan ünlü yemek ustası Oktay Aymelek'e sorduk. Toplu yapılan alışverişlerde gıdaların bir kısmının bozulma ihtimalinin yüksek olduğuna dikkat çeken Oktay Usta, alman sebzelerin en fazla 2 günlük hesap edilmesini öneriyor. Oktay Usta'nm alışveriş ilkesi: Taze sebzeleri en fazla iki çeşit ve bir öğünde tükenecek miktarlarda almak.<br /><br /><img alt="oktayusta" src="images/stories/oktayusta.jpg" width="200" height="160" /><br /><br /><span style="font-size: 12pt;"><strong>İşte Oktay Usta'nın mutfak tavsiyeleri:</strong></span><br /><br /><strong>Buzdolabına, ıslak sebze meyve koymayın.</strong><br /><br />Meyve ve sebzeleri buzdolabına naylon torbalarda veya saklama kaplarında koyun. Açıkta kalan yiyecekler diriliğini kaybeder ve dolap içinde koku oluşturur. Eğer yıkayarak koyacaksanız, mutlaka kurulayın. Saklama kabının zeminine biriken su, yiyecekleri çürütür.<br /><br />Mutfaklarda en çok israf olan yiyeceklerden biri de maydanoz, dereotu, taze nane gibi yeşilliklerdir. Bunları alırken küçük demetleri tercih edin. Mutlaka buzdolabında saklayın. Islak bir yeşilliği naylon torba ile buzdolabına koyarsanız birkaç gün içinde yarısı yenmez hale gelir. Bunun yerine, yeşillikleri kâğıt havluya sararak naylon torbanın içinde buzdolabına koyun. Bu şekilde birkaç gün daha taze kalabilir. Her türlü yiyeceği saklamak için vakumlu saklama kaplarından da yararlanılabilir. Bunlar hava akımını durdurduğu için yiyeceğin taze kalma süresini uzatır.<br /><br /><strong>En fazla iki çeşit sebze alın</strong><br />Alışveriş yaparken her şeyden önce ihtiyaçtan fazlasını almamaya dikkat edin. Taze tüketilmesi gereken ıspanak, brokoli gibi sebzeleri ve çilek, dut ve benzeri meyveleri az miktarda alın. Ispanak alırken kuru olanları tercih edin. Islak aldıysanız aynı gün pişirin, hiç bekletmeyin. Dolapta bir gün de kalsa bir kısmı bozulur. Brokoliyi de aldığınız gün sofraya getirin. Brokoli dolapta bekledikçe uçlarındaki minik çiçekler sararmaya başlar, besin değeri de azalır. Özellikle sebze çeşitlerinde karar verirken ailenin damak tadını gözetin. Pek sevilmeyen veya ilk defa deneyeceğiniz bir sebze alacaksanız en az miktarı olsun.<br /><br /><strong>Bakliyatlar için vakumlu kaplar ideal</strong><br />Evlerde, doğru saklanmadığı zaman bozulabilen yiyeceklerden biri de bakliyatlar. Kuru fasulye, nohut, pirinç, bulgur gibi kuru gıdalar, bazen fiyatı daha uygun geldiği için toptan alınabiliyor, ancak merkezi sistemle ısınan evlerde tükenmeden böceklenme riski oluşuyor. Her şeyi buzdolabına koyamayacağımıza göre, Oktay Usta'nın bunlar için önerisi de azar azar satın almak. Halihazırda olanlar da vakumlu kaplara konularak saklanabilir. Başka bir yöntem de pişirerek saklamak. Fasulye veya nohutu düdüklü tencerede pişirip, bir öğünlük paketler halinde derin dondurucuya koyabilirsiniz. Bu şekilde acil durumlarda pratik yemek imkânınız da olur.<br /><br /><strong>Haftalık yemek programı yaparak pazara çıkın</strong><br />Sebze ve meyvelerin en tazesi semt pazarlarında bulunuyor ancak burada da çok alıp tüketememe riski var. Semt pazarından haftalık alışveriş yapacaksanız, yemek planını oluşturup öyle çıkın. Bazen satıcılar hesabı yuvarlak yapmak için isteğinizden fazla vermeye çalışır. Satıcıyı reddetmek, evde bozulmasından iyidir. Bir defada en fazla iki tür sebze alın. Ispanak, brokoli gibi çabuk bozulabilecek olanları aynı gün veya ertesi gün pişirin. Diğer günlere daha dayanıklı olan pırasa, karnabahar, lahana gibi çeşitleri ayırın. Pırasanın üstünden bir kat aldığınızda alttan taze kalan kısmı çıkar ama israf olmaması için çabuk tüketilmesi gerekir. Haftanın son günlerine bakliyat ve et yemeklerini bırakın.<br /><br />Şamsinur Özdemir - Zaman <strong>Mutfakta israfı önlemenin yolları.</strong><br />Buzdolabında günlerdir pişirilmeyi beklediği için porsuyup çürüyen sebzeler, iyi saklanamayan ve nice zamandır sofraya çıkmak için sıra bekleyen bakliyat çeşitleri, dolaba koymayı unuttuğumuz tencere yemekleri, bayatlamış ekmekler, sararmış yeşillikler...<br /><br />Plansız yapılan alışverişler yüzünden çöpe giden her yiyecek, mutfak bütçesinin kara delikleridir. Özellikle semt pazarlarından haftalık yapılan alışverişlerde çabuk bozulma ihtimali olan ve ihtiyaçtan fazla alman sebze ve meyveler israf olabiliyor. Mutfak harcamalarını dengede tutmak ve kayıpların önüne geçmek için doğru alışveriş ve saklama yöntemlerinin ipuçlarını, Samanyolu Televizyonu'nda Yeşil Elma programını sunan ünlü yemek ustası Oktay Aymelek'e sorduk. Toplu yapılan alışverişlerde gıdaların bir kısmının bozulma ihtimalinin yüksek olduğuna dikkat çeken Oktay Usta, alman sebzelerin en fazla 2 günlük hesap edilmesini öneriyor. Oktay Usta'nm alışveriş ilkesi: Taze sebzeleri en fazla iki çeşit ve bir öğünde tükenecek miktarlarda almak.<br /><br /><img alt="oktayusta" src="images/stories/oktayusta.jpg" width="200" height="160" /><br /><br /><span style="font-size: 12pt;"><strong>İşte Oktay Usta'nın mutfak tavsiyeleri:</strong></span><br /><br /><strong>Buzdolabına, ıslak sebze meyve koymayın.</strong><br /><br />Meyve ve sebzeleri buzdolabına naylon torbalarda veya saklama kaplarında koyun. Açıkta kalan yiyecekler diriliğini kaybeder ve dolap içinde koku oluşturur. Eğer yıkayarak koyacaksanız, mutlaka kurulayın. Saklama kabının zeminine biriken su, yiyecekleri çürütür.<br /><br />Mutfaklarda en çok israf olan yiyeceklerden biri de maydanoz, dereotu, taze nane gibi yeşilliklerdir. Bunları alırken küçük demetleri tercih edin. Mutlaka buzdolabında saklayın. Islak bir yeşilliği naylon torba ile buzdolabına koyarsanız birkaç gün içinde yarısı yenmez hale gelir. Bunun yerine, yeşillikleri kâğıt havluya sararak naylon torbanın içinde buzdolabına koyun. Bu şekilde birkaç gün daha taze kalabilir. Her türlü yiyeceği saklamak için vakumlu saklama kaplarından da yararlanılabilir. Bunlar hava akımını durdurduğu için yiyeceğin taze kalma süresini uzatır.<br /><br /><strong>En fazla iki çeşit sebze alın</strong><br />Alışveriş yaparken her şeyden önce ihtiyaçtan fazlasını almamaya dikkat edin. Taze tüketilmesi gereken ıspanak, brokoli gibi sebzeleri ve çilek, dut ve benzeri meyveleri az miktarda alın. Ispanak alırken kuru olanları tercih edin. Islak aldıysanız aynı gün pişirin, hiç bekletmeyin. Dolapta bir gün de kalsa bir kısmı bozulur. Brokoliyi de aldığınız gün sofraya getirin. Brokoli dolapta bekledikçe uçlarındaki minik çiçekler sararmaya başlar, besin değeri de azalır. Özellikle sebze çeşitlerinde karar verirken ailenin damak tadını gözetin. Pek sevilmeyen veya ilk defa deneyeceğiniz bir sebze alacaksanız en az miktarı olsun.<br /><br /><strong>Bakliyatlar için vakumlu kaplar ideal</strong><br />Evlerde, doğru saklanmadığı zaman bozulabilen yiyeceklerden biri de bakliyatlar. Kuru fasulye, nohut, pirinç, bulgur gibi kuru gıdalar, bazen fiyatı daha uygun geldiği için toptan alınabiliyor, ancak merkezi sistemle ısınan evlerde tükenmeden böceklenme riski oluşuyor. Her şeyi buzdolabına koyamayacağımıza göre, Oktay Usta'nın bunlar için önerisi de azar azar satın almak. Halihazırda olanlar da vakumlu kaplara konularak saklanabilir. Başka bir yöntem de pişirerek saklamak. Fasulye veya nohutu düdüklü tencerede pişirip, bir öğünlük paketler halinde derin dondurucuya koyabilirsiniz. Bu şekilde acil durumlarda pratik yemek imkânınız da olur.<br /><br /><strong>Haftalık yemek programı yaparak pazara çıkın</strong><br />Sebze ve meyvelerin en tazesi semt pazarlarında bulunuyor ancak burada da çok alıp tüketememe riski var. Semt pazarından haftalık alışveriş yapacaksanız, yemek planını oluşturup öyle çıkın. Bazen satıcılar hesabı yuvarlak yapmak için isteğinizden fazla vermeye çalışır. Satıcıyı reddetmek, evde bozulmasından iyidir. Bir defada en fazla iki tür sebze alın. Ispanak, brokoli gibi çabuk bozulabilecek olanları aynı gün veya ertesi gün pişirin. Diğer günlere daha dayanıklı olan pırasa, karnabahar, lahana gibi çeşitleri ayırın. Pırasanın üstünden bir kat aldığınızda alttan taze kalan kısmı çıkar ama israf olmaması için çabuk tüketilmesi gerekir. Haftanın son günlerine bakliyat ve et yemeklerini bırakın.<br /><br />Şamsinur Özdemir - Zaman Bölgesel zayıflama yöntemleri 2010-01-11T14:57:52Z 2010-01-11T14:57:52Z http://yemektariflerim.diniegitim.net/makaleler/174-boelgesel-zayflama-yoentemleri.html Administrator webiletisim29@gmail.com <p>Lenf Drenaj uygulamaları, karın, bacak ve kol manşetleri ile tüm vücuttaki lenf sisteminin etkin bir biçimde drenajı sağlanmakta, ödemler çözülmekte, kan dolaşımı artmakta ve lenf kanallarındaki metabolitler vücuttan uzaklaştırılmaktadır.</p> <strong>Çamur sargılama,</strong> Vücuda uygulanan çamur maskeleri ile çamurun içindeki vücut için gerekli elektrolit ve mineraller vücuda girmekte bölgesel olarak metabolizma hızlanmakta, ciltte bir toparlanma, incelme ve pürüzsüzleşme gözlenmektedir. <p><strong>Yosun sargılama ve vibrasyon masajı (G5); </strong>Vibrasyon masajı ile birlikte yosun uygulamaları ile yosun cildin derinliklerine inmekte cilt için gerekli elektrolit, mineral ve vitaminleri içeren yosundan cilt maksimum oranda faydalanmaktadır. Metabolizma artışı ile yağlar yakılmakta bölgesel incelme ve sıkılaşma sağlanmaktadır.</p> <p><strong>Elektroterapi</strong>; Düşük akımlar ile belirli bölgelerdeki kaslar uyarılmakta ve bölgedeki yağların yakılması sağlanmaktadır. Bölgesel incelme ve sıkılaşmada etkin bir yöntem olarak uzun yıllardır kullanılmaktadır</p> <p><strong>Endermoloji (LPG)</strong></p> <p>Endermoloji(LPG) Fransa’da 1970 li yıllarda sellülit tedavisinde geliştirilen klinik bir tedavi metodudur. Bu cihazın amacı skarları yumuşatmak ve fizik tedaviyi normalize etmektir; bu alet ile beraber tedavi edilen hastalarda vücut hatlarında ve cilt tonusunda bir gelişme gözlenmesi üzerine selülit tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. İşlem selülitli alanlarda “yoğurma “ tarzında masaj yapan elle tutulan bir mekanizmayı içermektedir. Tedavi edilecek alan (kalçalar, uyluk, karın, bacaklar)naylon çorap ile kaplanır ve dönen yuvarlak başlıklar ile vakumlanarak yaklaşık 35-45 dakika masaj yapılır. Selülit tedavisi için haftada 1-2 kez olmak üzere toplam 10-14 seanslık uygulamalar önerilmektedir.</p> <p>FDA, Endermoloji üreticilerinin cihaz ile aralıklı tedavi sonrası selülit görünümünde azalma olduğu yolundaki iddialarına onay vermiştir.</p> <p>Bu selülit tedavi metodları dolaşımı arttırmak,doku konjesyonunu azaltmak ve lenfatik drenajı hızlandırmak üzerinde de çalışmaktadır. Hollanda’da yapılan bir ultrasonografik çalışmalar ile bu uygulamalar sonucunda dermis-hipodermis sınırındaki yapıdaki düzelme görüntülenmiştir.Endermoloji’de en son sistem Key Modül,olup avantajı emme basıncının tüm dokulara aynı oranda dağıtılmasıdır.</p> <p><strong>Karbondioksit Tedavisi Nedir ?</strong></p> <p>Karbondioksit tedavisi metodlu ve kontrollü parametreler ile CO2 gazının intradermal(cilt içi) ve subdermal(cilt altı) olarak pompalanması ile gerçekleştirilen bir tedavidir.</p> <p>Cildin vazodilatasyonunu geliştirerek, bu etki üzerinden lipoliz(yağ yıkımı), tonifikasyon, patolojik damar genişlemelerinde azalma, lenfatik sirkülasyonda artma, yenileyici etki ile kollajen ve elastin proteinlerin sentezinde artma, nedbe dokusu oluşumlarında da reorganizasyon gerçekleştirmektedir.</p> <p><strong>Kullanım alanları</strong></p> <p>• Kırışıklıklar<br /> • Sarkmalar<br /> • Elastikiyet kayıpları<br /> • Sellülit<br /> • Bölgesel yağ fazlalıkları<br /> • Bacaklarda venöz genişleme<br /> • Skarlar ve strialar(çatlaklar,çizgiler)</p> <p><strong>Karbondioksit tedavisi nasıl uygulanır ?</strong></p> <p>Cerrahi olmayan bir metoddur. CO2 derialtı dokusuna çok küçük ( 30G 0.3 mm çapında ) bir iğne ile enjekte edilir.</p> <p>Enjeksiyon noktasından CO2 çevredeki dokulara kolayca yayılır.</p> <p><strong>CO2 nasıl etki eder ?</strong></p> <p>Karbondioksit tedavisi birbirini destekleyen yollarla çalışır. İlk ve basit olarak CO2 mekanik olarak yağ hücrelerini öldürür. İkincil olarak bölgedeki kılcal damarlarda güçlü vasodilatatör (kan damarlarında genişletici) etkisi vardır.Daha geniş damarlar bölgede daha fazla ve daha güçlü kan akımı olması demektir , böylece daha fazla oksijen dokulara gelir. CO2 in cildin PH sında ki düşüşe neden olmakta PH düzeyi düştükçe hemoglobin ile oksijen arasındaki ilişki zayıflar ve oksijenin açığa çıkması artar ( Bohr etkisi)</p> <p><strong>Yan etkileri nelerdir ?</strong></p> <p>Kısa süreli hafif ve lokal hassasiyet<br /> Bir kaç saatlik bacaklarda ağırlık hissi<br /> Deri altına bir kaç saat süren çıtırtı hissi .(Krepitasyon)</p> <p><strong>Kimlere CO2 tedavisi uygulanamaz ?</strong></p> <p>Hamilelerin dışında , Miyokard enfaktüsü geçirmiş olanlar, Damar tıkanıklıkları ve böbrek yetmezliği olanlara CO2 tedavisi önerilmez.</p> <p>Yüksek tansiyonlulara ise dikkatli bir şekilde uygulanmalıdır.</p> <p>Tedaviden sonra dikkat etmeniz gereken bir nokta yoktur, günlük aktivitelerinize normal olarak devam edebilirsiniz.</p> <p><strong>Ne kadar süreli bir tedavi gereklidir ?</strong></p> <p>Başlangıçta probleminizin derecesine göre değişmek kaydı ile 15 seans yeterlidir. İdeal olarak gün aşırı uygulanabilinir. Haftada bir , iki seans olarak ta uygulanabilinir.</p> <p>5. seanstan sonra cildinizde fark edilir bir iyileşme hissetmeye başlarsınız. 8-10 seans sonunda deri altı dokusunda da sıkılık hissedeceksiniz.</p> <p>Sellülit problemlerinde 5-6 ay aralıklarla 3-5 seanslık koruma tedavileri önerilmektedir.</p> <p><strong>CO2 toksik değimlidir ?</strong></p> <p>Hayır CO2 vücudumuzda hücreler tarafından yapılan bir metabolizma ürünüdür. Kan ile taşınır ve akciğerlerden dışarı atılır.</p> <p>Lenf Drenaj uygulamaları, karın, bacak ve kol manşetleri ile tüm vücuttaki lenf sisteminin etkin bir biçimde drenajı sağlanmakta, ödemler çözülmekte, kan dolaşımı artmakta ve lenf kanallarındaki metabolitler vücuttan uzaklaştırılmaktadır.</p> <strong>Çamur sargılama,</strong> Vücuda uygulanan çamur maskeleri ile çamurun içindeki vücut için gerekli elektrolit ve mineraller vücuda girmekte bölgesel olarak metabolizma hızlanmakta, ciltte bir toparlanma, incelme ve pürüzsüzleşme gözlenmektedir. <p><strong>Yosun sargılama ve vibrasyon masajı (G5); </strong>Vibrasyon masajı ile birlikte yosun uygulamaları ile yosun cildin derinliklerine inmekte cilt için gerekli elektrolit, mineral ve vitaminleri içeren yosundan cilt maksimum oranda faydalanmaktadır. Metabolizma artışı ile yağlar yakılmakta bölgesel incelme ve sıkılaşma sağlanmaktadır.</p> <p><strong>Elektroterapi</strong>; Düşük akımlar ile belirli bölgelerdeki kaslar uyarılmakta ve bölgedeki yağların yakılması sağlanmaktadır. Bölgesel incelme ve sıkılaşmada etkin bir yöntem olarak uzun yıllardır kullanılmaktadır</p> <p><strong>Endermoloji (LPG)</strong></p> <p>Endermoloji(LPG) Fransa’da 1970 li yıllarda sellülit tedavisinde geliştirilen klinik bir tedavi metodudur. Bu cihazın amacı skarları yumuşatmak ve fizik tedaviyi normalize etmektir; bu alet ile beraber tedavi edilen hastalarda vücut hatlarında ve cilt tonusunda bir gelişme gözlenmesi üzerine selülit tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. İşlem selülitli alanlarda “yoğurma “ tarzında masaj yapan elle tutulan bir mekanizmayı içermektedir. Tedavi edilecek alan (kalçalar, uyluk, karın, bacaklar)naylon çorap ile kaplanır ve dönen yuvarlak başlıklar ile vakumlanarak yaklaşık 35-45 dakika masaj yapılır. Selülit tedavisi için haftada 1-2 kez olmak üzere toplam 10-14 seanslık uygulamalar önerilmektedir.</p> <p>FDA, Endermoloji üreticilerinin cihaz ile aralıklı tedavi sonrası selülit görünümünde azalma olduğu yolundaki iddialarına onay vermiştir.</p> <p>Bu selülit tedavi metodları dolaşımı arttırmak,doku konjesyonunu azaltmak ve lenfatik drenajı hızlandırmak üzerinde de çalışmaktadır. Hollanda’da yapılan bir ultrasonografik çalışmalar ile bu uygulamalar sonucunda dermis-hipodermis sınırındaki yapıdaki düzelme görüntülenmiştir.Endermoloji’de en son sistem Key Modül,olup avantajı emme basıncının tüm dokulara aynı oranda dağıtılmasıdır.</p> <p><strong>Karbondioksit Tedavisi Nedir ?</strong></p> <p>Karbondioksit tedavisi metodlu ve kontrollü parametreler ile CO2 gazının intradermal(cilt içi) ve subdermal(cilt altı) olarak pompalanması ile gerçekleştirilen bir tedavidir.</p> <p>Cildin vazodilatasyonunu geliştirerek, bu etki üzerinden lipoliz(yağ yıkımı), tonifikasyon, patolojik damar genişlemelerinde azalma, lenfatik sirkülasyonda artma, yenileyici etki ile kollajen ve elastin proteinlerin sentezinde artma, nedbe dokusu oluşumlarında da reorganizasyon gerçekleştirmektedir.</p> <p><strong>Kullanım alanları</strong></p> <p>• Kırışıklıklar<br /> • Sarkmalar<br /> • Elastikiyet kayıpları<br /> • Sellülit<br /> • Bölgesel yağ fazlalıkları<br /> • Bacaklarda venöz genişleme<br /> • Skarlar ve strialar(çatlaklar,çizgiler)</p> <p><strong>Karbondioksit tedavisi nasıl uygulanır ?</strong></p> <p>Cerrahi olmayan bir metoddur. CO2 derialtı dokusuna çok küçük ( 30G 0.3 mm çapında ) bir iğne ile enjekte edilir.</p> <p>Enjeksiyon noktasından CO2 çevredeki dokulara kolayca yayılır.</p> <p><strong>CO2 nasıl etki eder ?</strong></p> <p>Karbondioksit tedavisi birbirini destekleyen yollarla çalışır. İlk ve basit olarak CO2 mekanik olarak yağ hücrelerini öldürür. İkincil olarak bölgedeki kılcal damarlarda güçlü vasodilatatör (kan damarlarında genişletici) etkisi vardır.Daha geniş damarlar bölgede daha fazla ve daha güçlü kan akımı olması demektir , böylece daha fazla oksijen dokulara gelir. CO2 in cildin PH sında ki düşüşe neden olmakta PH düzeyi düştükçe hemoglobin ile oksijen arasındaki ilişki zayıflar ve oksijenin açığa çıkması artar ( Bohr etkisi)</p> <p><strong>Yan etkileri nelerdir ?</strong></p> <p>Kısa süreli hafif ve lokal hassasiyet<br /> Bir kaç saatlik bacaklarda ağırlık hissi<br /> Deri altına bir kaç saat süren çıtırtı hissi .(Krepitasyon)</p> <p><strong>Kimlere CO2 tedavisi uygulanamaz ?</strong></p> <p>Hamilelerin dışında , Miyokard enfaktüsü geçirmiş olanlar, Damar tıkanıklıkları ve böbrek yetmezliği olanlara CO2 tedavisi önerilmez.</p> <p>Yüksek tansiyonlulara ise dikkatli bir şekilde uygulanmalıdır.</p> <p>Tedaviden sonra dikkat etmeniz gereken bir nokta yoktur, günlük aktivitelerinize normal olarak devam edebilirsiniz.</p> <p><strong>Ne kadar süreli bir tedavi gereklidir ?</strong></p> <p>Başlangıçta probleminizin derecesine göre değişmek kaydı ile 15 seans yeterlidir. İdeal olarak gün aşırı uygulanabilinir. Haftada bir , iki seans olarak ta uygulanabilinir.</p> <p>5. seanstan sonra cildinizde fark edilir bir iyileşme hissetmeye başlarsınız. 8-10 seans sonunda deri altı dokusunda da sıkılık hissedeceksiniz.</p> <p>Sellülit problemlerinde 5-6 ay aralıklarla 3-5 seanslık koruma tedavileri önerilmektedir.</p> <p><strong>CO2 toksik değimlidir ?</strong></p> <p>Hayır CO2 vücudumuzda hücreler tarafından yapılan bir metabolizma ürünüdür. Kan ile taşınır ve akciğerlerden dışarı atılır.</p> Göbeğinizi eritmenin sırları 2010-01-11T14:47:25Z 2010-01-11T14:47:25Z http://yemektariflerim.diniegitim.net/makaleler/173-goebeinizi-eritmenin-srlar.html Administrator webiletisim29@gmail.com <p>Beslenirken dikkat etmemiz gereken sıvı gıdalar bölgesel zayıflamada göbek eritmek için çok önemlidir. Şekerli ve asitli sıvı gıdaların tüketimine sınırlama getirmeliyiz.<br /><br />Sınırlama getirdiğiniz sıvıların yerine su içebilirsiniz. Bir günde iki litre su içmenizi tavsiye ediyoruz çünkü vücut kaslarımızın büyük bir oranı sudan oluşmaktadır.</p> <p>Bileşeninde bulunan antioksidanlardan dolayı hastalıklara ve kansere karşıda etkisi yüksek olan çay tüketimini de sizlere tavsiye ediyoruz. Şekersiz kullanımını kalori içermez.<br /><br />Su ve çaydan sonra kalori değeri olmayan kahve de içerdiği yararlı birleşimlerinden dolayı sizlere tavsiye ediyoruz. Değişen kahve kültürü ile kahvelerin kalori değeri değişti çikolatalı kahveler sütlü kahveler içerken dikkat etmelisiniz.<br />Yapay olarak tatlandırılmış diyet içeceklerimizi kalori değerleri düşük olması nedeni ile çok tüketmemiz göbek şişkinliğine sebep olacak ve sizi şeker oranı yüksek sıvı gıdalara yöneltecektir.</p> <p>Faydalı olduğunu düşündüğümüz hazır meyve suları içerdiği tatlandırıcı ve katkı maddelerinden dolayı sağlıklı bir sıvı gıda değildir. Taze sıkılmış meyve suları şeker atmadan tüketebilirsiniz. Eğer sıktığımız meyve sularını şeker atmadan tüketemiyorsanız meyve olarak tüketmeniz daha faydalı olacaktır.<br />Göbek şişkinliği için alkol tüketimini de dikkat etmelisiniz. Alkol kullanımı iştahınızı açacak ve içerdiği kalori bakımından sağlıklı olmayacaktır.</p> <p>Beslenirken dikkat etmemiz gereken sıvı gıdalar bölgesel zayıflamada göbek eritmek için çok önemlidir. Şekerli ve asitli sıvı gıdaların tüketimine sınırlama getirmeliyiz.<br /><br />Sınırlama getirdiğiniz sıvıların yerine su içebilirsiniz. Bir günde iki litre su içmenizi tavsiye ediyoruz çünkü vücut kaslarımızın büyük bir oranı sudan oluşmaktadır.</p> <p>Bileşeninde bulunan antioksidanlardan dolayı hastalıklara ve kansere karşıda etkisi yüksek olan çay tüketimini de sizlere tavsiye ediyoruz. Şekersiz kullanımını kalori içermez.<br /><br />Su ve çaydan sonra kalori değeri olmayan kahve de içerdiği yararlı birleşimlerinden dolayı sizlere tavsiye ediyoruz. Değişen kahve kültürü ile kahvelerin kalori değeri değişti çikolatalı kahveler sütlü kahveler içerken dikkat etmelisiniz.<br />Yapay olarak tatlandırılmış diyet içeceklerimizi kalori değerleri düşük olması nedeni ile çok tüketmemiz göbek şişkinliğine sebep olacak ve sizi şeker oranı yüksek sıvı gıdalara yöneltecektir.</p> <p>Faydalı olduğunu düşündüğümüz hazır meyve suları içerdiği tatlandırıcı ve katkı maddelerinden dolayı sağlıklı bir sıvı gıda değildir. Taze sıkılmış meyve suları şeker atmadan tüketebilirsiniz. Eğer sıktığımız meyve sularını şeker atmadan tüketemiyorsanız meyve olarak tüketmeniz daha faydalı olacaktır.<br />Göbek şişkinliği için alkol tüketimini de dikkat etmelisiniz. Alkol kullanımı iştahınızı açacak ve içerdiği kalori bakımından sağlıklı olmayacaktır.</p> Faydaları saymakla bitmiyor 2009-12-28T07:24:04Z 2009-12-28T07:24:04Z http://yemektariflerim.diniegitim.net/makaleler/104-faydalar-saymakla-bitmiyor.html Administrator webiletisim29@gmail.com <p><img style="margin: 0px 5px 5px; float: left;" alt="bulfurcimi" src="images/stories/bulfurcimi.jpg" height="73" width="99" />Buğdayın, ev ortamında çimlendirilerek tanesinin veya uzayan çimlerinin tüketilmesi, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, hücreleri yeniliyor, kansere karşı koruyor, kalp damar sistemindeki tahribatı onarıyor ve kanı temizliyor.&nbsp;</p> &nbsp; Prof. Dr. Erkan Topuz, buğday çimi suyunun düzenli kullanılmasını öneriyor.<br /><br />- İnsanlığın temel besin kaynağı olan buğday, evinize sadece beyaz ekmek ve aşurelik tane olarak giriyorsa çok şey kaçırıyorsunuz demektir. Çünkü buğday, ev ortamında çok basit yöntemlerle çimlendirilerek tanesiyle veya uzayan çimlerinin tüketilmesiyle bağışıklık sistemini güçlendiriyor, hücreleri yeniliyor. Özellikle buğday çimi suyunun 'şifa içeceği' olduğu belirtiliyor. Çimlenmiş buğdayın sağlığa etkilerini İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Erkan Topuz'a sorduk. Kendisinin de evde buğday çimi üretip sofrasında bulundurduğunu belirten Prof. Dr. Topuz, buğday çimi suyunun mikropları öldürücü etkisiyle kanı temizlediğini belirtiyor. Bununla birlikte, kardiyovasküler sistemde de damarların açılmasını sağlıyor.<br /><br />Buğday çiminin "Allah'ın verdiği çok büyük bir potansiyel" olduğunu ifade eden Prof. Dr. Topuz'un aktardığı bilgilere göre, buğday çiminin gençlik verici, imnün sistemi (bağışıklık) güçlendirici ve kansere karşı koruyucu etkileri var. Aynı şekilde saç dökülmelerine faydalı olduğu iddia ediliyor. Buğday çimi suyunun kimyasal bileşimi kana çok benziyor. İçeriğinde antiseptik temizleme özelliği olan klorofil yüzde 70 oranında bulunuyor. Mükemmel bir protein kaynağı ve bol miktarda beta karoten içeriyor. Yüksek oranda B1, B6, B12 vitaminleri, C, E, K vitaminleri ihtiva ediyor. Ispanaktan daha çok demire sahip olduğu için anemi (demir eksikliğine bağlı kansızlık) hastalarının kullanması tavsiye ediliyor. Başta magnezyum olmak üzere çok çeşitli mineraller içeriyor. Besin öğeleri vücudu besliyor ve gerçek bir denge sağlıyor.<br /><br />Buğday çimi suyunun faydalı olduğunu ilk keşfeden kişinin Boston'da Hipokratlar sağlık kuruluşunun kurucusu Dr. Ann Wigmore olduğunu belirten Prof. Topuz, Wigmore'un hikayesini şöyle anlattı: "Dr. Wigmore, bacaklarındaki kangreni bununla tedavi etmiş. Doktorların bacaklarını kesme kararı üzerine buğday çimi suyunu içmeye başlamış. Çimlerden yaptığı lapayı da bacaklarına uygulamış. Bu şekilde tedavi olmakla kalmamış, iyileştikten sonra Boston maratonuna katılmış. O zamandan beri, tedavisi imkansız denilen hastalar buğday çimi suyu kullanıyor. Bitkisel tedavileri devamlı yapmak gerekir. İmkanı olan, her gün iki bardak içebilir. Bu suyu buğdaya karşı alerjisi olanlar da kullanabilir. Buğdayın birkaç gün nemli ortamda bekletilip filizlendirilerek tanesiyle tüketilmesi de çok faydalı. Böylece buğdayın hem çok faydalı olan kabuğu, hem de rüşeym denilen besin değeri çok yüksek embriyo kısmı alınmış olur. Bu filiz bebek gibi büyük bir güçle doğar. Bütün filizlerde, ama özellikle buğdayda büyük potansiyel var. Vitamin, mineral, antioksidan bakımından müthiş zengin. Çünkü çoğalıp yeni bir bitki üretecek. Gençlik sırrıdır. Çimi çok üretebilirseniz suyunu için. Azsa her gün koparıp salatanıza katın."<br /><br />Buğday nasıl çimlendirilir?<br /><br />Buğday çimi üretimini Türkiye'de 25 sene önce ilk kez başlatan Kırkambar Baharat'ın sahibi Bahri Kılıç'ın üretim önerileri şöyle: Öncelikle doğal, ilaçlanmamış buğday alın. Zirai buğdaylar zararlılara karşı ilaçlanmış olabileceği için dikkatli olun. Aşurelik buğday çimlenmez. Bir avuç buğdayı oda sıcaklığındaki içme suyu ile ıslatıp bir gece bekletin. Ertesi sabah şişen buğdayların suyunu süzüp genişçe bir tepsiye üst üste gelmeyecek şekilde yayın. Üzerini nemli bir bezle örtüp evin en sıcak ve karanlık yerine bırakın. Bez ve buğdaylar kurudukça nemlendirin. Buğdaylar 3-4 gün sonra filizlenmeye başlar. Filizleri 2 cm uzayınca dolaba alıp, her gün 1-2 kaşık salatalara katabilir, yoğurtla veya zeytinyağı, limon, nar ekşisi gibi karışımlarla tüketebilirsiniz. Çok dayanıklı olmadığı için azar azar çimlendirme yapılmalı.<br /><br />Buğday çimi üretmek için de, yine bir gece suda beklemiş buğday tanelerini yayvan bir saksıya veya varsa bahçeye ekip üzerini toprakla örtün. Çimler 10-15 cm uzayınca 1 cm yukarıdan makasla kesin. Kestikçe uzayan çimlerden her gün salatanıza katın. Çok ektiyseniz mutfak robotundan geçirip suyunu çıkararak kullanın. Marketlerde satılan hazır çimler, büyümesini hızlandırmak için katkı maddesi katılabildiği için çok güvenli olmayabilir. <br /><br />kaynak:ZAMAN <p><img style="margin: 0px 5px 5px; float: left;" alt="bulfurcimi" src="images/stories/bulfurcimi.jpg" height="73" width="99" />Buğdayın, ev ortamında çimlendirilerek tanesinin veya uzayan çimlerinin tüketilmesi, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, hücreleri yeniliyor, kansere karşı koruyor, kalp damar sistemindeki tahribatı onarıyor ve kanı temizliyor.&nbsp;</p> &nbsp; Prof. Dr. Erkan Topuz, buğday çimi suyunun düzenli kullanılmasını öneriyor.<br /><br />- İnsanlığın temel besin kaynağı olan buğday, evinize sadece beyaz ekmek ve aşurelik tane olarak giriyorsa çok şey kaçırıyorsunuz demektir. Çünkü buğday, ev ortamında çok basit yöntemlerle çimlendirilerek tanesiyle veya uzayan çimlerinin tüketilmesiyle bağışıklık sistemini güçlendiriyor, hücreleri yeniliyor. Özellikle buğday çimi suyunun 'şifa içeceği' olduğu belirtiliyor. Çimlenmiş buğdayın sağlığa etkilerini İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Erkan Topuz'a sorduk. Kendisinin de evde buğday çimi üretip sofrasında bulundurduğunu belirten Prof. Dr. Topuz, buğday çimi suyunun mikropları öldürücü etkisiyle kanı temizlediğini belirtiyor. Bununla birlikte, kardiyovasküler sistemde de damarların açılmasını sağlıyor.<br /><br />Buğday çiminin "Allah'ın verdiği çok büyük bir potansiyel" olduğunu ifade eden Prof. Dr. Topuz'un aktardığı bilgilere göre, buğday çiminin gençlik verici, imnün sistemi (bağışıklık) güçlendirici ve kansere karşı koruyucu etkileri var. Aynı şekilde saç dökülmelerine faydalı olduğu iddia ediliyor. Buğday çimi suyunun kimyasal bileşimi kana çok benziyor. İçeriğinde antiseptik temizleme özelliği olan klorofil yüzde 70 oranında bulunuyor. Mükemmel bir protein kaynağı ve bol miktarda beta karoten içeriyor. Yüksek oranda B1, B6, B12 vitaminleri, C, E, K vitaminleri ihtiva ediyor. Ispanaktan daha çok demire sahip olduğu için anemi (demir eksikliğine bağlı kansızlık) hastalarının kullanması tavsiye ediliyor. Başta magnezyum olmak üzere çok çeşitli mineraller içeriyor. Besin öğeleri vücudu besliyor ve gerçek bir denge sağlıyor.<br /><br />Buğday çimi suyunun faydalı olduğunu ilk keşfeden kişinin Boston'da Hipokratlar sağlık kuruluşunun kurucusu Dr. Ann Wigmore olduğunu belirten Prof. Topuz, Wigmore'un hikayesini şöyle anlattı: "Dr. Wigmore, bacaklarındaki kangreni bununla tedavi etmiş. Doktorların bacaklarını kesme kararı üzerine buğday çimi suyunu içmeye başlamış. Çimlerden yaptığı lapayı da bacaklarına uygulamış. Bu şekilde tedavi olmakla kalmamış, iyileştikten sonra Boston maratonuna katılmış. O zamandan beri, tedavisi imkansız denilen hastalar buğday çimi suyu kullanıyor. Bitkisel tedavileri devamlı yapmak gerekir. İmkanı olan, her gün iki bardak içebilir. Bu suyu buğdaya karşı alerjisi olanlar da kullanabilir. Buğdayın birkaç gün nemli ortamda bekletilip filizlendirilerek tanesiyle tüketilmesi de çok faydalı. Böylece buğdayın hem çok faydalı olan kabuğu, hem de rüşeym denilen besin değeri çok yüksek embriyo kısmı alınmış olur. Bu filiz bebek gibi büyük bir güçle doğar. Bütün filizlerde, ama özellikle buğdayda büyük potansiyel var. Vitamin, mineral, antioksidan bakımından müthiş zengin. Çünkü çoğalıp yeni bir bitki üretecek. Gençlik sırrıdır. Çimi çok üretebilirseniz suyunu için. Azsa her gün koparıp salatanıza katın."<br /><br />Buğday nasıl çimlendirilir?<br /><br />Buğday çimi üretimini Türkiye'de 25 sene önce ilk kez başlatan Kırkambar Baharat'ın sahibi Bahri Kılıç'ın üretim önerileri şöyle: Öncelikle doğal, ilaçlanmamış buğday alın. Zirai buğdaylar zararlılara karşı ilaçlanmış olabileceği için dikkatli olun. Aşurelik buğday çimlenmez. Bir avuç buğdayı oda sıcaklığındaki içme suyu ile ıslatıp bir gece bekletin. Ertesi sabah şişen buğdayların suyunu süzüp genişçe bir tepsiye üst üste gelmeyecek şekilde yayın. Üzerini nemli bir bezle örtüp evin en sıcak ve karanlık yerine bırakın. Bez ve buğdaylar kurudukça nemlendirin. Buğdaylar 3-4 gün sonra filizlenmeye başlar. Filizleri 2 cm uzayınca dolaba alıp, her gün 1-2 kaşık salatalara katabilir, yoğurtla veya zeytinyağı, limon, nar ekşisi gibi karışımlarla tüketebilirsiniz. Çok dayanıklı olmadığı için azar azar çimlendirme yapılmalı.<br /><br />Buğday çimi üretmek için de, yine bir gece suda beklemiş buğday tanelerini yayvan bir saksıya veya varsa bahçeye ekip üzerini toprakla örtün. Çimler 10-15 cm uzayınca 1 cm yukarıdan makasla kesin. Kestikçe uzayan çimlerden her gün salatanıza katın. Çok ektiyseniz mutfak robotundan geçirip suyunu çıkararak kullanın. Marketlerde satılan hazır çimler, büyümesini hızlandırmak için katkı maddesi katılabildiği için çok güvenli olmayabilir. <br /><br />kaynak:ZAMAN Kuruyemişlerin Faydaları 2009-12-23T12:38:48Z 2009-12-23T12:38:48Z http://yemektariflerim.diniegitim.net/sifali-bitkiler/103-kuruyemilerin-faydalar.html Administrator webiletisim29@gmail.com <p style="text-align: justify;"><img style="margin: 5px; float: left;" alt="kuruyemis" src="images/stories/kuruyemis.jpg" width="100" height="80" />Beslenme ve yaşama tarzına özen göstermeyenlerin bile kabuklu yemiş yiyerek kalp hastalıklarına yakalanma riskini yüzde 40 oranında düşürebildiği tespit edildi. Kabuklu kuruyemişlerin faydaları bununla da bitmiyor. <p style="text-align: justify;"><img style="margin: 5px; float: left;" alt="kuruyemis" src="images/stories/kuruyemis.jpg" width="100" height="80" />Beslenme ve yaşama tarzına özen göstermeyenlerin bile kabuklu yemiş yiyerek kalp hastalıklarına yakalanma riskini yüzde 40 oranında düşürebildiği tespit edildi. Kabuklu kuruyemişlerin faydaları bununla da bitmiyor. Sofra Düzeni Nasıl Olmalı? 2009-12-15T08:56:15Z 2009-12-15T08:56:15Z http://yemektariflerim.diniegitim.net/makaleler/100-sofra-duezeni-nasl-olmal.html Administrator webiletisim29@gmail.com <p><img style="margin: 5px; float: left;" alt="sofra_duzeni" src="images/stories/sofra_duzeni.jpg" width="100" height="76" />Çoğu zaman samimi yemek davetlerinin dışında “özel” diye tanımlanacak bazı davetler vermeye mecbur kalırız. <p><img style="margin: 5px; float: left;" alt="sofra_duzeni" src="images/stories/sofra_duzeni.jpg" width="100" height="76" />Çoğu zaman samimi yemek davetlerinin dışında “özel” diye tanımlanacak bazı davetler vermeye mecbur kalırız. Papatya, Papatyanın Yararları 2009-12-14T12:29:46Z 2009-12-14T12:29:46Z http://yemektariflerim.diniegitim.net/sifali-bitkiler/87-papatya-papatyann-yararlar.html Administrator webiletisim29@gmail.com <p><img src="images/stories/papatya-300x225.jpg" border="0" width="100" height="76" style="border: 2px solid black; float: left; margin: 5px;" /></p> <p><span style="color: #3366ff;">Diğer İsimleri : </span>Mayıs papatyası, Tıbbi papatya, Adi Papatya, Matricaria chamomilla <p><img src="images/stories/papatya-300x225.jpg" border="0" width="100" height="76" style="border: 2px solid black; float: left; margin: 5px;" /></p> <p><span style="color: #3366ff;">Diğer İsimleri : </span>Mayıs papatyası, Tıbbi papatya, Adi Papatya, Matricaria chamomilla Bunları yiyin mutlu olun 2009-12-13T16:45:06Z 2009-12-13T16:45:06Z http://yemektariflerim.diniegitim.net/makaleler/52-bunlar-yiyin-mutlu-olun.html Administrator webiletisim29@gmail.com <p><img src="images/stories/lezzet.jpg" border="0" width="100" height="81" style="border: 2px solid black; float: left; margin: 5px;" /></p> <p>Karamsar mısınız, bir şeylerin yolunda gitmediğini mi düşünüyorsunuz; açıkçası mutsuz musunuz? O zaman gelin böyle! Yiyecekler, insanların yaşamını devam ettirmesi için yaratılmış nimetlerdir. <p><img src="images/stories/lezzet.jpg" border="0" width="100" height="81" style="border: 2px solid black; float: left; margin: 5px;" /></p> <p>Karamsar mısınız, bir şeylerin yolunda gitmediğini mi düşünüyorsunuz; açıkçası mutsuz musunuz? O zaman gelin böyle! Yiyecekler, insanların yaşamını devam ettirmesi için yaratılmış nimetlerdir. Sinameki, Sinamekinin Yararları 2009-12-11T15:18:26Z 2009-12-11T15:18:26Z http://yemektariflerim.diniegitim.net/sifali-bitkiler/50-sinameki-sinamekinin-yararlar.html Administrator webiletisim29@gmail.com <p><img class="alignnone size-full wp-image-1367" src="http://www.cafemsn.net/wp-content/uploads/sinameki.gif" border="0" alt="sinameki" title="sinameki" width="100" height="80" style="border: 2px solid black; float: left; margin: 5px;" /></p> <p>Sinameki, Sinamekinin Yararları, Sinamekinin Kullanım Şekli, Sinamekinin Toplanması, Sinamekinin Saklanması, Sinamekinin Bilinen Bileşimi..</p> <p><img class="alignnone size-full wp-image-1367" src="http://www.cafemsn.net/wp-content/uploads/sinameki.gif" border="0" alt="sinameki" title="sinameki" width="100" height="80" style="border: 2px solid black; float: left; margin: 5px;" /></p> <p>Sinameki, Sinamekinin Yararları, Sinamekinin Kullanım Şekli, Sinamekinin Toplanması, Sinamekinin Saklanması, Sinamekinin Bilinen Bileşimi..</p>